24 Eylül 2026 Perşembe

Kayışdağı

Küçük oğlunun kiradan kurtulup İstanbul'da daha rahat yaşaması için eşinin isteğiyle satın aldıkları küçük evdeki kiracının çıktığı öğrendiler. Kurban Bayramı sonrası eve yerleşmesi için bayramın ikinci günü öğleden sonra akıllarına gelen gerekli malzemeyi araçlarına yükleyerek  küçük oğlu ve eşiyle yola çıktılar. Yağmur altında devam eden yolculuk yaklaşık beş buçuk altı saat sürdü.

Evin daha oturulabilir hale gelmesi için yapılması elzem olan işleri bir an önce yaptırarak, yaparak, satın alarak, onararak, temizleyerek  tamamladılar.  

Evin son halini gördüklerinde içlerinde bir rahatlama oldu. Yapılanlar içlerine sinmişti. Giderken götürdükleri bir kısım eşya kullanılmadan geri getirilmek üzere araca yüklendikten sonra  7 Haziran öğle üzeri vedalaşıp Manisa'ya doğru yola çıktılar. ( kayıt 10 .06.2026)

Eşi daha rahat yolculuk yapabilmeleri için telefonundan yol bulma programını açıp ona yardımcı oluyordu. Dönüş yolunun önceki yollara göre daha tenha olduğunu, farklı yollardan devam ettiklerini fark ettiler. Yol bulma programı araçlarını farklı sakin yollara yönlendirmişti. İyi de olmuştu. Çünkü İstanbul'a daha önceki  gelişlerinde binmek isteyip binemedikleri Topçular arabalı vapur iskelesine gelmişlerdi. Biner binmez vapur hareket etti. Yaklaşık 45 dakika denizi seyrettiler. İstanbul'a geldikleri halde işten güçten deniz görememişlerdi. İstanbul'un yoğunluğunu düşününce belki de Manisa'dan İzmir kıyılarına, denize ulaşmak daha kolaydı. Ancak öyle bir alışkanlıkları olamadığından Gediz ovasının kavuran yazına da kışına da katlanıyorlar, ferahlamak için kıyıya gitmek deniz havası almak akıllarına gelmiyordu.

Onlar anne babalarından görmemişlerdi. Kendileri de öyle bir alışkanlık geliştirmemişlerdi. Ara sıra akıllarına geldiğinde daha sonra şimdi zamanı değil, daha başka yapmamız gereken öncelikli işler var diyen bir iç ses onların yeni yararlı alışkanlıklar geliştirmesini sanki bir sonraya diyerek engelliyor erteliyor, tehir ediyordu.

Kızı yurtdışından kısa süreli bir izinle eve gelmişti. Küçük oğlu da gelmişti. Evde bir hareket bir telaş oluşmuştu. Bu hareketli  telaşın olumlu yönleri olduğu kadar olumsuzlukları da oluyordu.

Bu arada aile genel kurultayı yapıldı. Orta vadede güney batıda bir yazlık / deniz evi alınması kararı çıktı. İmkanlar bu yöne çevirilecekti. Bu yaştan sonra deniz bölgesinde yazlık hiç aklına gelmeyen bir şeydi. Eğer buna çok daha önce karar verebilseydi. Otuzlu yaşlarda bu konuda önüne çıkan çok uygun fırsatlar vardı. O yatırım amacıyla kuzey batıda bir kooperatife girmişti. Ama çocukların sıcak güney batıda bir deniz evi isteği olabileceğini ve o kararı kabul edebileceğini  hiç düşünmemişti. 

Artık karar verirken daha yumuşak olduğunu evdeki karar süreçlerinden de yavaş yavaş geriye doğru çekildiğini düşündü. Daha demokratiklik miydi bu. Daha fazla bir pasiflik miydi? 

Bilemedi.

(30.06.2026)


Geçiş

Sonbaharın ilk günleri geliyor. Hava yavaş yavaş serinliyor. Sabahları bisiklet kullanırken serin hava daha da belli oluyor. Öğleyin ve öğleden sonra sıcaklık artsa da vücudu korumak için sabahları hırka giymek gerekiyor. Ve bu sene de -her sene olan mutad dönüşümlerle- bitiyor. Bu süreç insan hayatında da gerçekleşiyor. Yılın dört mevsimi, ağaçların mevsimlerle döngüsü gibi, insan ömrü de dönüşe dönüşe geçip gidiyor. Önemli olan bunun farkına vararak her dönemin getirdiklerini kabullenerek hayatı sürdürülecek son nefese kadar  kendi koşullarında en uygun pozisyonda kimsenin hayatını olumsuzluklarla etkilemeden nihayete erdirmek. 

Bunu başarabilecek miyiz sorusuna cevap ise; sağlıklı kalmak için, iyi olmak için gayretini aksatmadan devam ettirmek. Bu konuda başarı herkesin kendi hayatında yapabildikleri ile bağlantılı...

Kısaca dünyada var olan her şey geçiyor.  Amacımız geçiş sürecinde insan gibi yaşamak ve geçişi en güzel şekilde tamamlamak  ve hesap gününe alnı ak ulaşabilmek ... (15.09.2026)

Bardak

Çay bardağı önündeydi. İçine biraz önce doldurduğu, üzerinde  hala dumanları tüten sıcak çay nedeniyle bardağa dokunmaya çekiniyordu. Çayın yanına önceki günden kalan bisküviyi çıkardı. Yavaşça yudumladı. İçebileceği sıcaklıkta olduğunu anlayınca bisküvisinden küçük bir parça ısırarak bir yudum daha aldı. Yudum yudum içerek  bisküvi yiyerek yavaş yavaş çayı bitirdi. 

Bitince boşalan çay bardaklarını toplamak ve içilen çayların  markalarını almak üzere gelecek hizmetlinin ulaşabileceği masasındaki uygun bir noktaya bardağı bıraktı. Bardak çay ocağında kullanılan standart bardaklardan olmadığından -çay içilmediğini düşünerek- bazen hizmetli çay bedelini almayabiliyordu. Çay içtiğini belli etmek için bardağın yanına bir de marka bıraktı. 

 Bu arada bardak toplamaya gelen görevli markaları alıp gitmiş fakat bardağını götürmemişti. Oysa bardaktan çay içildiği için temizlenmek üzere çay ocağına götürülmesi gerekiyordu. Bizzat götürmeyi düşündü. Ayrı bardakla çay içmesinin sebebi sadece kendisi kullandığı için bardak daha temiz kalabiliyordu. Ancak benzer bardaklar olduğunda ise karıştırılabiliyordu. Karışmayı önlemek amacıyla silinmez kalemle bardağın altına ismini, sapına da baş harflerini yazmıştı. Çünkü daha önce evden getirdiği yeşil renkli kupası kaybolmuştu. Akibetini uzun süre öğrenememişti. Yeşil kupasının kırılarak çöpe atıldığını nice sonra öğrenince evde çocuklarının kulllanmadığı bir başka bardağı getirmişti.

Elinin  ve yazı dilinin daha akıcı olması niyetiyle klavye harflerine dokunarak yazdığı bu yazının anlamlı bir hedefi yoktur. (24.09.2026)


Yorgun

Yorgun. İnsanın fiziki olarak dayanabileceği sınırın üzerinde eylem içinde olmasının getirdiği bünyesinin dinlenmek için alarm verdiği anın ...