Nice zamandır önünde bulunan klavyeye bakıp duruyordu. Sistemde var olan işlerini çoktan bitirmişti. Radyosunu açmıştı. Bir yandan radyosunda TRT Türküde arka arkaya çalan türküleri dinliyordu. Bir yandan da klavyeye harfleri sıralıyordu. bu harfler aklından geçenler ve parmak uçları arasında oluşan koordinasyon sonucu düzenlenerek ekrandaki dijital sayfada beliriyordu. Hızlı yazdığından oluşan hataları denetlemek için durup yazılarını okuyor, hatalı olanları düzeltiyor ve bu arada alnına biriken terleri de siliyordu.
Şehirde kuzeyden esen rüzgarlı hava zaman zaman fırtınayı andırsa da, sıcaklara karşı faydası oluyordu. Ancak şehrin kuzeydoğusunda Akhisar tarafında uzaktan görülen duman tabakası o bölgede esen rüzgarın yaz yangınlarını felaket derecesinde arttırdığını ispatlıyordu. Buna karşın her ne kadar uyarılar yapılsa da bazı kendini bilmezler bir şekilde yangın denen felaketin ortaya çıkmasına zemin sağlıyorlardı.
Bir yandan da şehirde haziran sonu ve temmuz başının getirdiği baskın sıcaklar dönemine hazırlıklar da imkanı olanların hızlı bir şekilde aldığı tedbirlerle devam ediyordu.
Tedbirler kapsamında sıcakların getireceği satış yoğunluğunu tahmin eden bir kısım hava ve su soğutucusu satıcıları ise sabırla bekliyorlardı. Herkesin dönem dönem işleri mevsimsel olarak artabilir ve azalabilirdi. Bunu öngörerek pozisyon alabilenler kazanan tarafta yer alabiliyorlardı.
Hayatın zorlukları içinde zaten kavrulmuş olan halkın geneli ise, yeniden yaz sıcakları ile kavrulmaya sadece kaderine razı olmuş canlıların sükuneti ile kayıtsızca bakıyordu. Ancak bu kayıtsız kitlenin içinde de sıcaklara dayanamayanlar vardı ve onlar da hayatlarındaki öncelikleri yeniden sıralayarak serinlemenin yollarını arıyorlardı.
Belki de doğru olan onların yaptığıydı. Çünkü hiç birimiz için yarının ne getireceği belli değildi. Belki de yarın bizim için yoktu. Öyleyse bugünün ihtiyacını bugün karşılamalılar ve serinlemenin keyfini çıkarmalıydılar.
Her ne kadar yukardaki düşünceleri klavyenin tuşlarına basıp yazsa da kendisi de genellikle bir sonraki zamanı düşünenlerdendi. O nedenle ihtiyaçlarını hep bir sonraki zamana ertelemek, tehir etmek artık onun değişmeyen bir huyu olmuştu.
Bu huyunun zararlarını kaç kez görse yaşasa da öyle yapıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder