Nice zamandır diliyle olduğu kadar yazılarıyla da suskundu. Suskundu. Konuşmak, içinden geçen düşünceleri ayan etmek istemiyordu. Düşündüklerinin içinin damarlarında dolaşan kan, sinirlerinde dolaşan akım gibi kapalı kalmasını, gizli kalmasını istiyordu. Bu suskunluk içindeki olumsuzluklar sebebiyle değildi. Belki yorgunluk, sıradanlık , kayıtsızlık ve umutsuzluğun bir macun gibi karışmasının sonucuydu. Fakat yaşadığı olumsuzluklar ve konuştuğunda çevresinden duyacağı olumsuzluklar veya duymak istediği halde duyamayacağı olumlu tepkilerden endişe etmesiydi.
Hayat boyu yıl yıl üzerine koyduğu deneyimlerin, yaşama yorgunluğunun bir sonucuydu. Bu her insan için aynı olmayabilir. Kimi insan son ana kadar coşkusunu ve beklentilerini sürdürebilse de, bir kısım insan ise pistonları eskimiş, ateşleme bobinleri ve bujileri yıpranmış bu nedenle tekleye tekleye çalışan, basınca gaz yemeyen verimsiz, hurdaya ayrılacak bir motor gibi olabilir. bu motoru bir usta gelip rektefe ederse yeniden daha verimli hale gelebilir.
İnsan denen mahluk eğer kendini tamir etmek isterse o enerjiyi içinde bulabilir. Bir atom reaktörünü uzun süreler çalıştırma enerjisini sağlayan nükleer güç onun içinde mevcut olsa da, ruhen istemezse o reaktör harekete geçmez.
Ancak hayatı bir sınav süreci olarak düşününce, her durumda pozitife dönmenin ve "iyi bir şeyler için" çalışmanın da göz ardı edilmemesi gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder