Yine güzel bir sabahın ilk anlarındayız. Hava pırıl pırıl berrak. Başımı kaldırıp da özlediğim gökyüzü masmavi bir beyaz bulut parçası bile yok. Güneş Ekim sabahında nasıl olması gerrikiyorsa öyle. Kendi halinde hafif bir sıcak gökyüxünden yeryüxüne yayılıyor. Ne kedi köpek ne de kul sesi duyuluyor. Evin doğu yönünden görülen karşı aparmanın çatısındaki güvercin kğmeslerinin akşamdan sabaha yakılan beyaz patlak göz kamaştıran ışığının yanıp yanmadığının artık bir etkisi kalmamış. Ancak gecenin içinde bu ışık soğuk parlaklığıyla rahatsız ediyor.Televizyon açık. TRT haber de spiker devamlı bir şeyler anlatıp duruyor. Herkes kendi halinde takılıp duruyor. Küçük oğlum işe gitmek için hazırlanmış onu işe götürecek Palio aracın yaklaştığunın haberini bekliyor. Birlikte çalıştığı Abisi geçerken haber verecek, o da hemen yola çıkacak... Bu arada elinde telefon Abdülaziz padişahın bestelediği bir eseri dinledi9ini söylüyor. Evde sürekli askeri marşlar dilemeyi çok seviyor .Boyu yetersiz olduğundan askeri okula gidemediği için esefli kederli olsa da bu gerçeğe alışmaya çalışıyor... Artık son İngiliz tuzu karışımını içme zamanı geldi...
Bu bloğu oluşturmaya Temmuz ayı içinde,sıcak bir öğle sonrasında başlamıştım.Aklıma ilk gelen kelimeyi yazıvermişim başlığa...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Şapkacı Fethi Amca
Şapkacı Fethi Amcanın vefatını duyduğunda derin bir iç geçirdi. Sanki iyi insanlar daha çabuk mu gidiyor diye düşündü. Öyle olmadığını biliy...
-
İşyerinde staj yapan öğrencilerle sohbet esnasında çocukken köyde ebesinden duyduğu denk, mintan, ayar gibi şimdi köyde dahi kullanılmayan b...
-
Dün Arkadaşım İsmail le öğle arasında çarşıyı dolaştıktan sonra işyerinin merdivenlerine çıkmadan önce İsmail eliyle kırmızı plakalı bir yük...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder