Şehri güneyden yalayarak geçen güneş artık kendini batıya doğru indirmiş, binaların gölgelerini uzatmaya başlamıştı. Şehirde genel bir sakinlik hakimdi. Bu sakinlik saat 16.30 dan artmaya başlar saat 19 a doğru ise gitgide kaosa dönerdi.
İşyerinde günlük rutin faaliyetlerini bitirmişti. Yeni işleri bekliyordu. Sistemde bekleyen işi olmadığından masasına dayalı koltuğundan yavaşça kalkmış işyerinin içinde halsiz ve mecalsiz dolaşmaya başlamıştı.
Akşam üzeri olduğunda uykusu geliyordu. Bilgisayarda yazılanları okusa da anlamakta zorluk çekiyordu. Bünyesine halsizliğinin getirdiği bir huzur bir sükun vardı. Çok öfkelenip ani tepkiler verdiği durumlara artık tepki vermez olmuştu. Sakince boş veriyordu.
Akşamı, güneşin batı ufuklarından İzmir denizinden batışını, güneydeki dağın eteğinde bulunan topun sesini, minarelerden okunacak ezanın sesini, sofra başlarında iftar hazırlığı yapan annelerin telaşlı koşuşturmalarını, eşinin de evlerinde özenle hazırladığı sofrada içeceği bir tas sıcak çorbayı -özlemle- bekliyordu.
Mübarek ayın -uzak diyarlarda yalnız olmalarına rağmen- sevdiklerinin içtenliğiyle kendilerini yalnız hissetmeyenlerin de sofralarına rahmet, bereket ve muhabbet getirmesi dileğiyle...05.03.2026